Sayfalar

garip şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
garip şeyler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haz 2011

Başlık

Ben hariç herkes geleceğim hakkında eşsiz fikirlere sahip görünüyor. Başka işleri güçleri yok da ileride ne olacağımın derdine düşmüşler. Sanki ortada bir sorun var ve o sorunu çözecek kahraman benmişim gibi bakıyorlar gözümün içine. Olacaklar onların hayatında büyük değişikliğe yol açacakmışcasına önemsiyorlar. Ve heyecan içinde cevabımı bekliyorlar.

-Yo. Hayır. Onlar sadece onlar. Laf olsun, şu sessiz kıza da konuşacak bir şey çıksın diye, öylesine soruyorlar o malum soruyu. Asıl önemseyen sensin fakat şu işe bak ki senin parlak fikirlerin yok. Senin, içinde tutmaktan iğrendiğin ama dışarı da atamadığın pis hayallerin var, işe yaramayan, asla gerçekleşmeyecek olan hayallerin,hayal bile denemeyecek türden hayallerin. Anlaşılan yine endişelenmeye başlamışsın. Çünkü inandığın kurallar burada işlemiyor. Burada onlara uymak zorundasın. Şimdi her birine ne duymak istiyorlarsa onu söyle. Söylediğin her şeyi yapmak zorunda değilsin. Onlar sadece onlar. Onların sözlerini önemsemediğini söyleyip önemsediğini sanıyorsun ama yanılıyorsun. Sen  hiç bir zaman dinlemedin ki. Dinler gibi gözüktün. Kelimeler uçup gittiğinde orada onları kaçıran senin cümlelerindi, hiç kimsenin bilmediği bir dilde yazılmış cümlelerin. Yakınıp duruyorsun yalnızlığından ama bana hiç samimi gelmiyor bu üzülmelerin. Gayet rahatsın kimsesiz. Yarattığın dünyanda sen ve senlerinle mutlusun bi bakıma. Orada sen EVET dediysen o evettir. Kimse karşı çıkmaz. Ama burada öyle değil biri sana onun yanlış olduğunu söylediğinde bozulursun. Sana uymalı, seninle olmalı birileri fakat sen güçsüzsün, hah! kimseye sözünü geçiremez ve onların HAYIR'ı altında ezilirsin. Birilerini seninle birlikte evet olmaları için ikna edemezsin. Bu yüzden kimsesizsin. Bu yüzden dilini kimseye öğretmiyorsun. Yazdıkların mı? Onlar herkesin bildiği dilde yazılmış üstü kapalı yalvarışların. Sana güldüğüm için kızma. Sen de gül ! Her şeyin ne kadar saçma olduğunu görmüyor musun?

16 Kas 2010

1994 - ????

Küçükken bu yaşadığımız anların aslında çoktan yaşanmış ve bitmiş olduğunu sanıyordum. Hani sinemaya gittiğimizde kısa süreliğine hayattan kopup kendimizi filme kaptırdığımız anlar vardır ya, işte sanki hep o sinema koltuğundaymışım gibi hissederdim. Her şey yaşanmış ve bitmiş. Geçmiş nasıl değiştirilemezse gelecek de aynı, çoktan geçmiş. Diye düşünürdüm.
Güldüğümde filmin komik ya da neşeli bir sahnesini, ağladığımda hüzünlü bir sahnesini izliyormuşum gibi gelirdi. Uzunca bi' zaman hep böyle düşündüm. Sonra bazı dönemler oldu, kendimi hayatın rutinine kaptırdım. Yaşıtlarım gibi "normal" (neye göre? kime göre?) oldum. Güzellik, çirkinlik, arkadaşlar, alışveriş, okul, erkekler, karşılıksız aşklar vs. sıradan konularla ilgilenmeye başladım. Artık o sinema koltuğunda değildim. Kendimi oyuncu gibi hissediyordum. Şimdiyi oynuyordum.Başroldeydim. Herkes benimle ilgileniyor, her şey benim etrafımda dönüyordu. Yani bana öyle geliyordu. Sonraki üç-dört senede de senarist gibi hissediyordum kendimi. Bu benim hayatım, ben yazmalıyım. Geçmiş geçmiş olabilir ama önümde kocaman bir gelecek var, bunu şekillendirmek benim elimde. Diyordum kendime. Son zamanlarda ise ( bir seneden fazla ) hiçbir şey hissetmiyorum. Ama anladığım bir şey var. Önemli olan yönetmen olabilmek. Oyuncu,senaryo hatta izleyici kitlesi, her şey yönetmene bağlı. Fakat ne yazık ki kimsenin kendi hayatında yönetmen olduğunu sanmıyorum. Biri/leri ya da bir şey/ler tarafından yönetildiğimiz gerçeği ağır basıyor. Bu konudaki şüphelerim had safhada olduğu için yazımı burada noktalıyorum.

Nokta,nokta,nokta.

26 Eki 2010

-Ki

Hayır bu can sıkıntısı değil. Bu başka bir şey. Bu, bu çok tuhaf, en az otobüs durağında uçak beklemek kadar.

...

Kendimi kandırmaktan vazgeçmeliyim. O güveni, o "iyi olma" duygusunu tadıyorum onda evet ama hastayken ne kadar tat alabiliriz ki? Ne kadar tatlı olsa da yediğimiz şey sanki hiç tadı yokmuş gibi gelmez mi? Ama sanki iyileşmem için var o. Sanki, belki,,,

9 Eki 2010

Öyle bir şey

Bir tanıdığının (düşman ya da sevmediği biri de değil üstelik) ölüm haberini aldığında kahkahalarla gülen biri daha var mıdır benden başka ? Eğer varsa tanışmak istiyorum kendisiyle.

...

Ölüm beni şaşırtmıyor. Ölüm beni korkutmuyor da. Hep hissediyorum onu yanımda çok yakınımda bir yerde. Sanki ben onu değil de o beni bekliyormuşcasına ...

8 Eki 2010

Hasta

Doğumumuzdan ölümümüze kadar olan zaman diliminde, sadece oyalanmamız için var olan o kadar çok şey var ki. Hayatın onlardan ibaret olduğunu sanmamız kaçınılamaz ( Hayatın anlamı gibi laflara girmek istemiyorum.) Sadece aslında basit olan hayatı zorlaştıran ya da zorlaştırmış gibi gözükenler de onlar. Kendimi bu tür şeylerden uzak tutmaya çalışsam da çoğunlukla aynı havuzda yüzdüğümü farkediyorum. Umuyorum ki bir gün, bir gün aklımdan geçenleri daha iyi cümlelerle anlatacağım.

24 Ağu 2010

Sarsak

Öylesine baktığımda saatin 11:11 , 00:00 gibi bir şey olması,
Tam karşıdan karşıya geçecekken yeşil ışığın yanması,
Buz dolabında limonlu ice-tea bulmak,
Radyoda bildiğim ve sevdiğim bir şarkıyı duymak,
Kahveyi tam istediğim gibi yapabilmek,
İçimden geçirdiğim şarkının çalması, (genelde rastgele modundadır mediaplayer'ım)
Alarm çalmadan beş dakika önce uyanmak,
gibi şeyler beni çok sevindiriyor. Belki herkesi biraz gülümsetiyordur ama ben resmen neşeleniyorum, ne bileyim çok tatlı bir his.
Öyle işte daha bi sürü var.Şimdi aklıma gelmiyor.Heh mesela aklıma gelse şu an çok çok sevinirdim

*sarsak kelimesini günlük hayatta bu kadar çok kullanmama vesile olan tatlı insana saygılar*

20 Ağu 2010

Eski Minder

Çirkin olduğumu düşünmüyorum.Kimse de bugüne kadar "çirkinsin" ya da benzeri bir şey söylemedi, en azından yüzüme.Belki düşünüp de söylemeyen vardır ki düşündüğünü söyleyemeyen biri umrumda olmaz.Neyse konumuza dönelim,yani benim konuma.Belli bir yaşa kadar bakımlı,güzel bir kız çocuğunu oynadım.Bi süre sonra sıkıcı geldi ve bir basamak indim merdivenden.Daha sade,daha sıradan oldum.Kısa sürdü.Böyle bir adım iki adım derken kendimi zeminde buldum.Elinde tarakla gezen ben,saçlarımı taramaz oldum.Çünkü tüm bunlar bir yere kadar önemli geliyor artık.Ve ben o noktada takılıyorum.Saçımın kısalığı,uzunluğu önemli değil.Toka takmışım,açık bırakmışım farketmiyor.Pantolonum dar ya da bol olsa bir şey değişmez, paçaları katlı olsa da.Ha abimin eski tişörtünü giymişim ha yeni aldığım hoş bluzu.Gerçek şu ki; güzel olmak beğenilmek uğruna ölebilecek 9289128398928391 x 9 kız varken etrafta canım istemiyor bakımlı,güzel biri olmak.Her türlü kendini beğenmiş biriyim.Ve sıkılıyorum saçımı taramaktan,alışveriş yapmaktan.Nereye kadar bu böyle devam edecek bilmiyorum.Sadece biraz eski minder oynuyorum, tek oyuncu benim.

*Resmimi de koymak isterdim ama en son resmim şu anki halimden epeyce farklı,gerek yok yani.

12 Haz 2010

Ne tür müzik dinlersin?

sorusundan nefret ederim.İnsan nasıl olur da sürekli aynı tür müzik dinleyebilir ki.Sadece müzik için geçerli bir şey değil bu.İnsan sürekli değişiklik ister, yenilik ister.Hergün aynı duygular içinde olmamız imkansız değil mi?
Biz değişiyoruz,duygularımız değişiyor,tavırlarımız değişiyor,çevremizdeki insanlar değişiyor,mekan değişiyor,zaman değişiyor her şey her gün değişiyor.Bütün bunlar değişirken tek bir müzik türü tüm bunlara yetişemez.Benim için en azından.Birbirinden çok farklı bir çok müzik türünü dinler,severim.Her günüme, her ruh halime uygun şarkım vardır listemde.Hoşuma gidiyorsa her türü dinlerim.Hayat benim dünya benim müzik benim.Kimse sormasın bu yüzden o soruyu bana.Ben sadece "müzik" dinliyorum.Bir gün Coldplay dinlerken ertesi gün Sex Pistols ya da bir gün Beatles dinlerken ertesi gün Sonic Youth dinleyebilitem var.Müzik seninle vardır ve sen ne isen müzik de odur.

Sarsak

Hani ben sarhoş adımlarımla bağırarak şarkı söylerken insanların çatalla karpuz yiyen gergedana bakarmış gibi bana bakmaları varya.İşte onu anlamıyorum.

11 Haz 2010

ÇöpAdam

Kim bilir?
Sıkılmış kaç gencin kitabında barındın?
Kalemle yeni tanışmış kaç küçük yamulttu yüzünü gözünü?
Kaç kez karalandın kaç kez boyandın?
Kaç kez mutsuz oldun bir çizikte kaç kez mutlu?
Bıkmadın mı ÇöpAdam?
Sıkılmadın mı bizden?
Bilmem. Kaç kez ben de eğlendim seninle?
Ama inan kötü niyetsiz,masum ve sevgi dolu
Şekilden şekile soktum seni.Affet ÇöpAdam!

Hayır "cinali" değil!