Sayfalar

saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eki 2010

-Ki

Hayır bu can sıkıntısı değil. Bu başka bir şey. Bu, bu çok tuhaf, en az otobüs durağında uçak beklemek kadar.

...

Kendimi kandırmaktan vazgeçmeliyim. O güveni, o "iyi olma" duygusunu tadıyorum onda evet ama hastayken ne kadar tat alabiliriz ki? Ne kadar tatlı olsa da yediğimiz şey sanki hiç tadı yokmuş gibi gelmez mi? Ama sanki iyileşmem için var o. Sanki, belki,,,

15 Eki 2010

Belki de

Bildiğini bilmiyormuş, istediğini istemiyormuş, sevdiğini sevmiyormuş gibi yapmak. Dilinin ucuna kadar gelen, o söylemeyi çok istediğin cümleleri, belki de sadece kelimeleri söyleyememek. Günün bitimine doğru bu zayıflığın, bu zavallı hallerin sahibinin "ben" olduğunu ve kendinden kaçamayacağını çaresiz kabullenmek. Paylaşamamak kimseyle derdini. Çünkü bilmek, kimseye; anneye, babaya, kardeşe, arkadaşa!? hiçkimseye yakın hissetmediğini kendini. Bilmek ne kadar uğraşsa da insanlarla arasındaki o duvarı yıkamadığını. O kısa ama uzun mesafeyi yok edemediği bilmek.
Sonra gelip tüm saçmalıkları bu aptal bilok sayfasına saçmak. Bunların hergün yaşandığını ve yaşanacağını düşünerek bir kaç göz yaşı akıtmak, formalite. Ne kadar da trajikomik öyle değil mi ?

bkz : Belki de bundan bahsediyorum. Aslında emin değilim. Ben hiçbir şeyden emin olmam ki zaten.

8 Eki 2010

Hasta

Doğumumuzdan ölümümüze kadar olan zaman diliminde, sadece oyalanmamız için var olan o kadar çok şey var ki. Hayatın onlardan ibaret olduğunu sanmamız kaçınılamaz ( Hayatın anlamı gibi laflara girmek istemiyorum.) Sadece aslında basit olan hayatı zorlaştıran ya da zorlaştırmış gibi gözükenler de onlar. Kendimi bu tür şeylerden uzak tutmaya çalışsam da çoğunlukla aynı havuzda yüzdüğümü farkediyorum. Umuyorum ki bir gün, bir gün aklımdan geçenleri daha iyi cümlelerle anlatacağım.

14 Tem 2010

Sleepless in Istanbul

Bütün gün bi kaç saatlik uykuyla ayakta kaldığım için akşam 11 gibi sızdım.Güzel güzel uyurken birden gözlerimi açtım sabah oldu sanıyorum başımı kaldırıp baktığımda hava daha karanlıktı.Çok içten bir "lanet olsun"'un dudaklarımdan dökülmesinden sonra başımı hızlıca yastığa vurdum.UYU UYU UYU! diye uykumun açılmasını engellemeye çalışıyordum ama mümkün değil eğer uyandıysam asla tekrar uyuyamam.Biraz debelendikten sonra lanetler yağdırarak kalktım yataktan.Çok erken olmamasını ummuştum ama baktım 03:58di.Hızlanan ve şiddetlenen lanetlerle yüzümü yıkamaya gittim.Karnımdan gelen tuhaf seslerdi belki de uyumamı engelleyen diye düşünerek çok sevgili dostumla dertleşmeye gittim.Açtım ışıkları etrafa bakındım tencere duruyordu ocağın üstünde.Olmazdı normalde,üstelik akşam orda değildi,yeni bir şey olmalıydı.Açtım baktım veeee haşlanmış patatesler bana doğru tatlı tatlı bakıyorlardı.Lanetlerim dinmişti biraz.İçlerinden en tatlı gözükeni aldım soydum işte doğradım üstüne ketçap mayonez sıktım,yedim; oh mis.Sonra çekmeceleri kurcalamaya başladım.Genellikle abur cuburları koyduğumuz 2. çekmeceyi açtım orda da alpella rulo pasta buldum,artık lanet yağdırmıyordum.Onu da yedim; oh mis vol.2.Bir bardak da orta derecede soğuk, tabiri caizse tam kıvamında su içtim; oh mis vol.3.Şimdi tekrar yatıp uyumaya çalışacağım eğer ki uyuyamazsam lanet senfonisini tekrar başlatacağım.Saat 05:49 bkz: OHA !

- > Sleepless in Seattle