zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Şub 2011
White Rabbit
Şu anımız çok kıymetlidir değil mi? Canlıdır, tazedir, yegânedir. Ama unutulmuş tüm geçmiş zamanlar da şimdi olmuşlardı. Bir zamanlar. Onlar da canlıydı, tazeydi, yegâneydi. Ve şimdi olmayı bekleyen gelecek zamanlar da, canlı, taze ve yegâne. Bana göre hiçbir farkları yok. Hepsi son derece değersiz. Geçmişin anılarında ve geleceğin hayallerinde de pekâlâ yaşanabilir. Ortaya çıkabilecek sorunlar şimdi olabileceklerden daha korkunç değil.
16 Kas 2010
1994 - ????
Küçükken bu yaşadığımız anların aslında çoktan yaşanmış ve bitmiş olduğunu sanıyordum. Hani sinemaya gittiğimizde kısa süreliğine hayattan kopup kendimizi filme kaptırdığımız anlar vardır ya, işte sanki hep o sinema koltuğundaymışım gibi hissederdim. Her şey yaşanmış ve bitmiş. Geçmiş nasıl değiştirilemezse gelecek de aynı, çoktan geçmiş. Diye düşünürdüm.
Güldüğümde filmin komik ya da neşeli bir sahnesini, ağladığımda hüzünlü bir sahnesini izliyormuşum gibi gelirdi. Uzunca bi' zaman hep böyle düşündüm. Sonra bazı dönemler oldu, kendimi hayatın rutinine kaptırdım. Yaşıtlarım gibi "normal" (neye göre? kime göre?) oldum. Güzellik, çirkinlik, arkadaşlar, alışveriş, okul, erkekler, karşılıksız aşklar vs. sıradan konularla ilgilenmeye başladım. Artık o sinema koltuğunda değildim. Kendimi oyuncu gibi hissediyordum. Şimdiyi oynuyordum.Başroldeydim. Herkes benimle ilgileniyor, her şey benim etrafımda dönüyordu. Yani bana öyle geliyordu. Sonraki üç-dört senede de senarist gibi hissediyordum kendimi. Bu benim hayatım, ben yazmalıyım. Geçmiş geçmiş olabilir ama önümde kocaman bir gelecek var, bunu şekillendirmek benim elimde. Diyordum kendime. Son zamanlarda ise ( bir seneden fazla ) hiçbir şey hissetmiyorum. Ama anladığım bir şey var. Önemli olan yönetmen olabilmek. Oyuncu,senaryo hatta izleyici kitlesi, her şey yönetmene bağlı. Fakat ne yazık ki kimsenin kendi hayatında yönetmen olduğunu sanmıyorum. Biri/leri ya da bir şey/ler tarafından yönetildiğimiz gerçeği ağır basıyor. Bu konudaki şüphelerim had safhada olduğu için yazımı burada noktalıyorum.
Nokta,nokta,nokta.
Güldüğümde filmin komik ya da neşeli bir sahnesini, ağladığımda hüzünlü bir sahnesini izliyormuşum gibi gelirdi. Uzunca bi' zaman hep böyle düşündüm. Sonra bazı dönemler oldu, kendimi hayatın rutinine kaptırdım. Yaşıtlarım gibi "normal" (neye göre? kime göre?) oldum. Güzellik, çirkinlik, arkadaşlar, alışveriş, okul, erkekler, karşılıksız aşklar vs. sıradan konularla ilgilenmeye başladım. Artık o sinema koltuğunda değildim. Kendimi oyuncu gibi hissediyordum. Şimdiyi oynuyordum.Başroldeydim. Herkes benimle ilgileniyor, her şey benim etrafımda dönüyordu. Yani bana öyle geliyordu. Sonraki üç-dört senede de senarist gibi hissediyordum kendimi. Bu benim hayatım, ben yazmalıyım. Geçmiş geçmiş olabilir ama önümde kocaman bir gelecek var, bunu şekillendirmek benim elimde. Diyordum kendime. Son zamanlarda ise ( bir seneden fazla ) hiçbir şey hissetmiyorum. Ama anladığım bir şey var. Önemli olan yönetmen olabilmek. Oyuncu,senaryo hatta izleyici kitlesi, her şey yönetmene bağlı. Fakat ne yazık ki kimsenin kendi hayatında yönetmen olduğunu sanmıyorum. Biri/leri ya da bir şey/ler tarafından yönetildiğimiz gerçeği ağır basıyor. Bu konudaki şüphelerim had safhada olduğu için yazımı burada noktalıyorum.
Nokta,nokta,nokta.
3 Tem 2010
Kırmızı yanaklı tatlı su tosbağam
Geldiğiniz günü hatırlıyorum, Körti; küçücüktünüz avuç içini bile dolduramayacak kadar.Dört sene ne kadar hızlı geçmiş.Bu dört senenin üçünde beraberdiniz ta ki Kobeyn bahçede kaçıp bizi terkettiği güne kadar.O varken yaptığınız kaçma planlarınızı hatırlıyorum.Taşları köşeye sürükleyip üstüne çıkardınız,küvetinizden atlamaktı amacınız ama hep yakalanırdınız ve gelir o taşları yıkardım(kötü müyüm ya?)Şimdi o yok.Ama sende bi değişiklik de yok, hala kaçmaya çalışıyorsun.Gitmek istiyorsan söyle açık açık(hmm)Ama nankörlük yapma şimdi eğlenmiyor muyuz seninle? Güzel vakit geçirmiyor muyuz? Hiç inkar etme. Ben gitar çalarken kafanı dışarı çıkarıp dinlediğini görmediğimi mi sanıyorsun? Ya küçücüktün işte.Şimdi büyüdün, büyüyeceksin.Ben öldüğümde bile yaşıyor olacaksın, uzun ömürlüymüş sizin ırk.


Kapluşun kabuk dökme zamanı gelmiş.Bugün bi baktım bi şey kemiriyor ağzında.Zar zor aldım ağzından baktım ki kabuğu.Küvetinin içinde de bi kaç parça vardı.Hem suyunu değiştireyim hem de biraz rahatlasın hayvancağız dedim yıkadım onu (ashusasıah) Bi sürü kabuk döküldü.Korkmayın kötü bir şey değil.Sadece büyüdüğü anlamına geliyor.Kabuğuna sığmamak deyimi burdan geliyor olabilir hmm...
Öyle işte...Zaman diyorum ne kadar hızlı ilerliyor...
(Bu resimler Kobeyn gitmeden yani 1 sene önce.Ok işareti ile gösterdiğim Körti şimdi diğerinden bile büyük.)
Kapluşun kabuk dökme zamanı gelmiş.Bugün bi baktım bi şey kemiriyor ağzında.Zar zor aldım ağzından baktım ki kabuğu.Küvetinin içinde de bi kaç parça vardı.Hem suyunu değiştireyim hem de biraz rahatlasın hayvancağız dedim yıkadım onu (ashusasıah) Bi sürü kabuk döküldü.Korkmayın kötü bir şey değil.Sadece büyüdüğü anlamına geliyor.Kabuğuna sığmamak deyimi burdan geliyor olabilir hmm...
Öyle işte...Zaman diyorum ne kadar hızlı ilerliyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)