Sayfalar

sarsak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarsak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kas 2010

I'm a loser

Dışardan göründüğüm gibi kendine güvenen, güçlü ve umursamaz olmadığımı bilmenizi isterim. Çünkü ben son derece zayıf karakterli, inanılmaz utangaç biriyim ve de umursadığım şeyler var. Çevreye karşı kullandığım bu taktik ise sadece kendime güvensizliğimden kaynaklanıyor.

Aslında "taktik" demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Çünkü bilinçli yaptığım bir şey değil bu. Benim irademden bağımsız olarak gerçekleşen bir durum. Güneşe baktığımızda ister istemez gözlerimizi yumarız. Toplum içine girdiğimde ben yine ister istemez gözlerimi yumuyorum, elbette mecazi anlamda. Kimseyi görmediğimde; en güçlü ben oluyorum, güçlü olduğum için kendime güveniyorum ve başkalarını umursamıyorum, yani öyle olduğumu düşünerek kendimi kandırıyorum. Ne kadar safım ki bunu bildiğim halde her seferinde kendime inanıyorum. Kendimle başbaşa kaldığımda ise yine kandırabilmenin vardiği hazla bana kocaman kahkahalar atıyor ve ben yine kandırılmış olmanın eziklliğiyle kahkahaları bastırmaya çalışan çığlıklar atıyorum. Kendimi bu kadar iyi tanıyıp, tanımlayabiliyorken kusurlarımı onaramamam da komik !

***

İlgiye ve bolca sevgiye muhtaç savunmasız bir şeyim ben, evet. Birisi tarafından korunmaya ihtiyacım var. Bu birisi beni korusun, ben bunu hissedeyim ama bunu öyle yapsın ki beni koruduğunu göstermesin. Sadece o güveni hissedeyim. Bence o zaman biraz daha iyi şeyler olabilir. Böyle konuşunca kendimi dövmek istiyorum.

***

Beni seven insanları anlamıyorum. Acaba diyorum ben ben olmasaydım beni sever miydim? Belki de sevilmeyecek biri değilimdir. Bunu biraz düşünmeliyim.

***

Madem karman çorman ettim yazıyı şunu da söyleyeyim bari. Resim çizebilmeyi çok isterdim.


26 Eki 2010

-Ki

Hayır bu can sıkıntısı değil. Bu başka bir şey. Bu, bu çok tuhaf, en az otobüs durağında uçak beklemek kadar.

...

Kendimi kandırmaktan vazgeçmeliyim. O güveni, o "iyi olma" duygusunu tadıyorum onda evet ama hastayken ne kadar tat alabiliriz ki? Ne kadar tatlı olsa da yediğimiz şey sanki hiç tadı yokmuş gibi gelmez mi? Ama sanki iyileşmem için var o. Sanki, belki,,,

24 Eki 2010

Siyah kısa saçlı, gözlüklü, şu yeşil hırkalı işte.

Bir konuşma sırasında birilerine kendimden bahsetmek çok zor geliyor. Şöyle ki herhangi birinin kendisi hakkında söyledikleri -ben şöyle yapmayı severim, şuraya gittim, şunu yaptım vs.- benim pek umrumda olmaz. Dinler gibi gözüksem hatta gerçekten dinlesem bile konuşma biter bitmez unuturum duyduklarımı. Ben kişinin ne yapıp yapmadığıyla ilgilenmiyorsam kişi de muhtemelen benim ne yapıp yapmadığımla ilgilenmeyecektir, diye düşünürüm. Durum böyle olunca kendimden söz etmekten mümkün olduğunda kaçınırım. Aşık ya da aptal değilsek gece uykuya dalmadan önce son düşündüğümüz şey kendimizdir ne de olsa.

...

Çoğu şeyi sadece alışkanlıktan ya da öyle gerektiğini sandığımızdan söylüyoruz. Biriyle konuşmaya başlarken "Nasılsın?" ve türevi dilimize yapışmış söz kalıplarını kullanıyoruz mesela. Halbuki kişinin nasıl olduğuyla ilgilenmiyoruz asıl ilgilendiğimiz şey nasılsın faslından sonra soracaklarımız, söyleyeceklerimiz. Nasıl olduğumu soranlara iyiyim cevabını verdikten sonra susarım. Susarım, çünkü bu kişi ya bir şey soracağı için ya da ayıp olmasın bir iki kelime konuşayım diye düşündüğü için "Nasılsın" demiştir. Ve ben bu kişiciklerin nasıl olduğunu merak etmiyorum. İyiyim ve nokta. Artık karşımdaki konuşmayı devam ettiremez. Ya şaşırıp susar ya keyifsiz olduğumu düşünüp üstelemek istemez ya da çok yüzsüzse "ben de iyiyim sağ ol ya" diyerek söyleyeceğini söyler.

...

Konuşmayı sevmiyorum. Konuşurken her şey birbirine karışıyor. Sanki söylediğim o kelimeler silah zoruyla çıkıyor ağzımdan. Sanki hiçbiri aslında söylemek istediğim şeyler değil. Ama bir kere söyleyince geriye dönemiyorsun. Halbuki dönsek ne çok şey vardı söylemek istediğim. O aptal cümleler bana ait değil, onlar ben değil.

...

Bilmiyorum ki.

24 Ağu 2010

Sarsak

Öylesine baktığımda saatin 11:11 , 00:00 gibi bir şey olması,
Tam karşıdan karşıya geçecekken yeşil ışığın yanması,
Buz dolabında limonlu ice-tea bulmak,
Radyoda bildiğim ve sevdiğim bir şarkıyı duymak,
Kahveyi tam istediğim gibi yapabilmek,
İçimden geçirdiğim şarkının çalması, (genelde rastgele modundadır mediaplayer'ım)
Alarm çalmadan beş dakika önce uyanmak,
gibi şeyler beni çok sevindiriyor. Belki herkesi biraz gülümsetiyordur ama ben resmen neşeleniyorum, ne bileyim çok tatlı bir his.
Öyle işte daha bi sürü var.Şimdi aklıma gelmiyor.Heh mesela aklıma gelse şu an çok çok sevinirdim

*sarsak kelimesini günlük hayatta bu kadar çok kullanmama vesile olan tatlı insana saygılar*

12 Haz 2010

Sarsak

Hani ben sarhoş adımlarımla bağırarak şarkı söylerken insanların çatalla karpuz yiyen gergedana bakarmış gibi bana bakmaları varya.İşte onu anlamıyorum.